biz kimiz?
medyada navitas
Boğaziçi İşletme Kulübü Dergisi -Nisan 2007

Koçluk ve Mentorluk Hakkında Bilmedikleriniz

Navitas Eğitim ve Yönetim Danışmanlık Şirketi' nin kurucusu, yönetici koçu Demet Uyar’la koçluk ve mentoluk' un Türkiye'deki geleceğini konuştuk. Hem dünyada hem Türkiye'de kısa zamanda gelişen bu yeni sektörle ilgili bilgileri en güvenilir ağızdan aldık.

DEMET UYAR KİMDİR?
Demet Uyar,  İzmir Amerikan Koleji'nin ardından Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişikiler Bölümü'nden mezun oldu. University of London, İngiltere, External Program aracılığıyla Örgütsel Davranış Diploma Programını tamamladı. İş hayatına Yapı ve Kredi Bankasında Kurumsal Kredi Pazarlama Bölümü'nde Uzman Yardımcısı olarak başladı. Bunu izleyen yılarda, Türk-Avusturya ortak şirketi olan Magnesit Pazarlama'da Satış Koordinatörlüğü yaptı. Daha sonraki iki yıl boyunca Degere International Trading'de Finans Müdür Yardımcılığı görevini sürdürdü. Ardından iki buçuk yıl Merck Sharp ve Dohme İlaçlarında Fon Yönetim ve Planlama Müdürü olarak çalıştı. 1998-99'da Rota Yönetim Gelişirme Hizmetleri'nde Yönetim Danışmanı ve Eğtim Uzmanı olarak çalıştı. Ocak-Nisan 1999 döneminde, Doğan Medya Gurubu (DBR Magazines) Pazarlama Bölümü'ndeki bir projede Marka Müdürü olarak görev aldı. Şubat 2000- Ekim 2003 döneminde Koç İd.e.a. Danımanlık 'ta "Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı", Zaman ve Yaşam Yönetimi (Franklin Covey), Liderlik, İetişm ve NLP seminerlerini sundu. Demet Uyar, 1997 yılında kurulan Navitas Eğitim ve Yönetim Danışmanlık Ltd. Şirketi'nin kurucusudur.  

Bize yaptığınız işten bahsedebilir misiniz?
Ben eğitimcilik de yapıyorum fakat şu an daha öne çıkan şapkam koçluk. Hem bireylere hem kurumlara koçluk yapıyoruz, kurumlarda da daha ziyade üst düzey yöneticilere. Bir yandan özellikle çok uluslu firmalarda ve Türk şirketlerinde de kurumun içinde koçluk ve mentorluk sistemlerinin oturtulması için eğitim ve danışmanlık hizmeti veriyoruz.  Yani internal koç veya mentor dediğimiz kişilerin eğitilmesini, daha sonra da onların içerideki çalışanlarla eşleştirilmesini, bir sistemin kurulup performans, kariyer planlama sistemine dahil edilmesini, diğer insan kaynakları sistemleriyle entegrasyonunun yapılmasını, bu koçluk sisteminin başarıyla oturtulmasını ve işlemesini sağlıyoruz.  

Koçluk ve mentorluğun Türkiye'deki geleceğini nasıl görüyorsunuz? Gittikçe daha çok kurum ve insan mı yararlanacak yoksa sadece çok uluslu büyük şirketlerin bütçe ayırdığı bir hizmet olarak mı kalacak? İleride her şirkette kullanılan bir uygulama haline gelebilecek mi? 
Bence, şu anki göstergeler gitgide yaygınlaştığı yönünde. Bireylerden gelen talepler de arttı, kişiler de bilinçlendikçe böyle bir hizmetin kendilerine ne kadar yararlı olacağını anlıyorlar. Bir yandan kurumlar eskiden sadece eğitim için bütçe ayırırken artık koçluk için de bütçe ayırmaya başladılar, üst yönetimlerini böyle bir hizmeti almaya ikna etmeye başladılar. Tabii maddi olarak ciddi bir yatırım, ilk başta pilot çalışmalar yapabiliyorlar, birkaç kişinin üzerinde deniyorlar. Başarısını gördükten sonra aslında bu yatırımın kat ve kat değerli olduğunu anlıyorlar. Yurt dışında yapılan araştırmalar koçluğa yapılan yatırımın en az beş kat üzerinde geri döndüğünü gösteriyor. Türkiye'den henüz böyle bir araştırma yapılmadı ancak yurt dışını biz de örnek alırsak bu yatırımın çok değerli olduğunu görüyoruz. Biz de bu konuda üst yönetimlerin ikna edilmesi için insan kaynaklarıyla işbirliği yapıp, pilot çalışmaları başarıyla tamamlayıp daha sonra yaygınlaştırılması için ön ayak oluyoruz. Benim düşüncem; koçluk zaman içinde küçük firmalara yayılacak, küçük firmalara yayılması mentorluk sistemi şeklinde de olabilir çünkü insana yapılan yatırım çok önemli. Bir kişiyi işe almak, kuruma adapte olmasını sağlamak, iş üzerinde eğtimlerini ve dışarıdan profesyonel eğitimlerini tamamlamak ciddi bir masraf. Birkaç sene sonra bu kişi memnun olmayıp giderse sizin yeni birini istihdam etmeniz, arayıp bulmanızdan başlayan yatırımı tekrar etmeniz gerekiyor. Oysa içeride koçluk ve mentorluk sistemi kurarsanız kişinin aidiyetini arttııyorsunuz buna bağlı olarak kişinin kuruma bağlılığı artıyor. Hem yeni başlayanlar koçla desteklendiğinde daha çabuk uyum sağlıyorlar, geleceklerine dair kendilerine bir rol model alıyorlar  hem de koçluk yapan kişiler böyle bir hizmet verdikleri için yeniden tazeleniyor, kendilerini geliştiren kuruma borcunu geri ödemiş gibi hissediyorlar ve onların da kuruma bağlılığı artıyor. Çift taraflı kazanç sağlanıyor, hem gelişim hem kuruma sadakat artıyor. 

Siz hangi tür koçluk yapıyorsunuz? Bireysel mi kurumlara yönelik mi?
Ben genellikle yönetici koçluğu yapıyorum. Bunun yanı sıra özellikle eğitimlerden sonraki takip sisteminde takım koçluğunu kullanıyoruz. Eğitimde öğrenilenlerin uygulanmasını teşvik etmek üzere takımı bir araya getirip onların birbirinden ders çıkarmalarını, birlikte ortak amaç doğrultusunda birleşmelerini ve ilerlemelerini sağlayacak uygulamalar yapıyoruz. Bunun yanısıra farklı uzmanlarımız olduğu için Navitas olarak satış koçluğu, kariyer koçluğu, performans koçluğu gibi alanlarda hizmet veriyoruz. Ben şahsi olarak yöneticilik kökeninden de geldiğim için, yani geçmişte kendim yönetici olarak çalıştığımdan executive coaching'i uygulayabiliyorum. Özellikle bu konuya dikkat etmek gerekiyor, sadece eğitim almak yetmiyor, kendiniz geçmişte yöneticilik yapmamışsanız yeni mezun olan bir kişinin veya iş tecrübesi az olan bir kişinin yönetici koçluğu yapması zor çünkü karşınızdaki kişiyle aynı dili konuşmanız gerekiyor. 

Koçluk yaptığınız kişiyi ve kurumu iyi tanımanız gerekiyor. Nasıl bilgi topluyorsunuz, nasıl kısa zamanda ilişki kurulabiliyor?
Kişiyi zamanla tanıyoruz ancak kurumu ve kurumun stratejisini bilmemiz, kurumun değerlerini bilmemiz önemli. Bu bilgiyi kurumun insan kaynakları yöneticilerinden alıyoruz, onlar bizim stratejik ortaklarımız oluyor. Ancak, ilk görüşmeden sonra insan kaynakları sadece sistemin başarısının takipçisi oluyor sonrasında danışanla koç arasında her şey gizlilik esasına dayanıyor. İlk başta bize verdikleri bilgiler çok değerli, sonra karşılıklı ara değerlendirmeler yapıyoruz.   

Sizi koçluğa yönelten nedenler neydi? Kendiniz çalışırken eksikliğini hissettiğiniz için mi koçluğa yöneldiniz?
Herkesin bir koça ihtiyaç duyduğuna inanıyorum.  Eğitimciliğe geçmeden önce son çalıştığım firmada yöneticiler olarak kendi astlarımıza uygulamak için koçluk eğitimi almıştık.  Benim için ciddi bir paradigma değişimi olmuştu çünkü o zamana kadar sadece hedef odaklı gidiyordum. Bu birçok kurumun kültüründe de var. Bunların yapılması için asta baktığınızda ilişki çok önemli, siz astlarınızla güvene dayalı bir ilişki geliştirirseniz ve onların potansiyeline inanırsanız onların kendi hedeflerine yönelme istekleri artıyor.  Ben bu eğitimi almadan önce fark ettim ki onlara talimat veriyordum yani daha çok akıl hocalığı yapıyordum. Halbuki koçluğu aldıktan sonra aslında onların içinde cevher var, yeter ki ben onları cesaretlendirerek onlara inanarak doğru sorularla kendilerini aşmalarını sağlayayım diye düşünmeye başladım. Bunu uygulayınca takımımın içindeki ilişkilerin, benim kişilerle olan ilişkilerimin geliştiğini bir yandan da performansımızın kendiliğinden, zorlamadan yükseldiğini fark ettim. Mesleğe geçince eğitimcilik yaparken dünyadaki trendleri izliyordum ve koçluğun artık bir meslek olarak da yaygınlaştığını fark ettim. 2001 senesinde ABD’de ilk eğitimimi aldım, bunu meslek olarak da uygulamaya başladım çünkü benim o dönemde yaşadığım zihinsel değişime herkesin ihtiyacı vardı. Birçok yönetici aslında performansında başarılı olduğu için yöneticiliğe yükseliyor ancak ekibiyle koçluk ilişkisi kurduğunda yakalayabileceği başarının farkında değil. Yöneticileri eğitmek ve dışarından birebir bu desteği vererek onlarda farkındalık yaratmak benim misyonum. Eğitim verdiğimizde yöneticilerde fark ediyoruz ki daha çok herkes direktif verme eğiliminde, tecrübelerini aktarma eğiliminde. Bu güzel bir şey ama bir yandan bunu çok fazla yaptığınızda ekibinizin gelişmesini engelliyorsunuz, yaratıcılığı öldürüyorsunuz. Amacımız onların içindeki yeteneği kendilerinin bulmasını sağlayacak araçları onlara sunmak. Özellikle merdiveni tırmandıkça, üst düzeydeki yöneticiler geri bildirim almaktan çok yoksun çünkü hep başarıyla yükselmişler ancak kendilerine objektif bir şekilde ayna tutabilecek kimse yok. İşte o noktada profesyonel  bir koçla çalışmak onlara çok büyük katkı sağlıyor. Bizle çalıştıklarında farklı açılardan bakabiliyorlar, değişik alternatifleri önce ekibinde test ederek daha sonra hayata geçirip performanslarını arttırabiliyorlar, astlarına daha fazla koçluk yaparak yaklaşıyorlar, eş düzeydeki iş arkadaşlarıyla daha fazla sinerji yaratarak çalışabiliyorlar ve bütün bunların yollarını aslında bizle çalışırken kendileri buluyorlar. 

Boğaziçi Mezunlar Derneği'nin yürüttüğü mentorluk projesinde mentorluk yapıyorsunuz. Bir öğrencinin kariyerinde izleyeceği yolu belirlerken neleri dikkate alıyorsunuz?
Öğrenciyken kendini tanımak çok önemli ki geleceğindeki kariyer seçiminde kendine en uygun mesleği seçebilesin. Bunu en iyi yaşayarak öğreniyoruz dolayısıyla birçok farklı şirketlerde ve departmanlarda stajı öneriyorum. Belki çok fazla bir şey öğrenmiyoruz, fotokopi çekiyoruz diyecekler ama orada soluk almak bile yetiyor. Oradaki insanlarla tanışmak, konuşmak, ortamda neler olduğunu görmek ve kendilerini oradaki çalışanların yerine koyup acaba ben burada yapabilir miydim diye hayal etmek öğrencileri geliştirecektir. Eğitim sisteminde değerli bilgiler alıyoruz ama hepsi iş hayatına bu kadar dönük olmayabiliyor. O yüzden yaşayarak öğrenmekte büyük fayda var.

Birinci sınıftan itibaren bile kısa dönemli stajlar, part-time işler olabilir. Kişilik envanterleri çok önemli zaten mentorluk projesinde bu yapılıyor böylece kendinizde güçlü ve gelişmeye açık yönlerinizi görüyorsunuz . Oradan da ben nelerin üstüne gidebilirimi düşünüyorsunuz çünkü bunlar sizi ileriye taşıyacak başarılı yönleriniz. Bazen sadece zayıf yönlerimizi biliyoruz ve onların üstüne gidiyoruz halbuki bizi biz yapan güçlü yönlerimiz de var. Bunları hatırlamak, geliştirmeye çalışmak önemli. Okuldayken kulüp faaliyetlerinde bulunmanın faydası var, farklı sektörlerde çalışan insanlarla önceden tanışabiliyorsunuz. Ne kadar aktif bir öğrenciyseniz, o kadar geleceğe hazırlayabiliyorsunuz kendinizi.

Siz koçluk yapmadan önce farklı sektörlerde çalıştınız, farklı sektörlerdeki deneyiminizin şu anki işinize katkısı veya dezavantajı oldu mu?
Çok büyük katkısı oldu. Aslında bir dönem ben de sorguladım kendimi, bu kadar iş değiştirerek ben nereye gidiyorum diye düşündüm. Belki o zaman benim bir mentorum olsa kendi yolumu daha kolay bulurdum. Şimdi baktığımda ise eğitim, danışmanlık ve koçluk yapmak için bana çok iyi bir altyapı oluşturmuş. Satış, pazarlama ve finans alanlarında çalıştım dolayısıyla şimdi muhatap olduğum kişilerin nelerle karşılaştığını çok iyi biliyorum. 

Koçluk ve mentorluk yapmak için kişinin yaşam ve iş deneyimi sahibi olması zorunlu mudur?
Büyük faydası var. Çeşitli koçluk niche pazarları var, örneğin siz sadece öğrenci koçluğu da yapabilirsiniz. Aldığınız eğitimden ziyade seçeceğiniz alan sizin önceki deneyiminize bağlı. Mezun olduktan sonra öğrenci koçluğu yapmak istiyorum derseniz bu alanda eğitim alarak koçluk yapmanız mümkün ama yönetici koçluğu ya da bir şirketin çalışanlarına performans koçluğu yapamazsınız. Bunu önce kendinizle yaşamanız lazım ki onların nelerden geçtiğini bilip onlara ışık tutabilesiniz. 

Yönetici koçluğunda önemli ve dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir?
O yöneticinin içinde bulunduğu durumu iyi anlayabilmek. Onun hayallerini, mevcut şirketindeki sıkıntıları, rekabete bakış açısını, zorluklara karşı duruşunu, kendi değerleriyle kurumunun değerlerinin ne kadar örtüştüğünü özümseyebilmek. Bunları anladığınızda hem o kişiyle iyi empati kurabiliyorsunuz, hem de dışarıdan bakarak onun göremediği yerleri fark edebilmesi için ona doğru soruları sorabiliyorsunuz.

Koçluk yapmak için hangi eğitimleri almak gereklidir? Koçluk sertifikası var mı?
Ş anda dünyada standartları belirlemede en büyük kuruluş sivil toplum örgütü ICF, International Coach Federation (Uluslararası Koçluk Federasyonu). Bu federasyon çeşitli koçluk şirketlerinin, okullarının müfredatını inceliyor, onay veriyor dolayısıyla koç olmak isteyenlere benim önerim mutlaka ICF'in onaylamış olduğu bir eğitim programından geçmeleridir. Şu an Türkiye'de birkaç bu tür program var. Biz Navitas olarak dünyanın en büyük koçluk okulu CTI’ın, The  Coaches Training Institute Türkiye temsilcisi olarak burada ICF onaylı eğitimler düzenliyoruz.  Pratik de çok önemli, eğitim aldıktan sonra uygulamak ve tercihen de kendinize bir deneyimli koçtan süpervizyon almak gerekli. 

Türkiye'nin kendi koçluk tarzı var mı?
Hayır yok. Japonya'dan tutun, Güney Kore'ye, İsrail' e, Birleşik Arap Emirlikleri'ne, Avrupa'ya, Amerika'ya, Kanada'ya kadar tüm dünyada uygulanan bir model.
Bu kadar farklı kültürlerde kullanılan bir model Türkiye'de de rahatlıkla kullanıldı.

Mentorluk'a Türkçe önerebileceğiniz bir kelime var mı? Mentorluk' la koçluk arasındaki fark kısaca nedir?
En özde mentorluğa akıl hocası diyebiliriz çünkü mentorlukta tecrübe aktarımı da var. Önerilerinizi de danışanınıza, mentee' nize getiriyorsunuz: “ Ben şöyle yapmıştım, sana da öneririm. Bizim kurumumuzda bu yaklaşım daha etkili olur, gibi.“ Danışanınızın hayat görüşüne siz tecrübelerinizle daha fazla yönlendirme yapıyorsunuz.

Koçlukta herhangi bir yönlendirme yok, iki kişi eşseviyede, empatiden de öteye geçmiş bir ilişki var. Arkadaşınız sizin iyiliğinizi ister ama bir yandan sizi değişik açılardan tanıdığı için daha fazla müdahaleci olabilir, ailenizle veya yöneticinizle de aynı dengeyi yakalayamıyorsunuz.
Mentor mentee'sinden daha tecrübeli, aynı yoldan geçmiş ve ona yol gösteren düzeyde diyebilirsiniz.

Koçla danışan ise daha eş konumda, birbirleri arasında herhangi bir üstünlük ilişkisi yok, koç beceriler açısından danışana ışık tutabilecek seviyede ancak cevapları verecek olan danışanın kendisi.

Koçluk ve mentorluk'un birbirine benzer yönü ise iki taraf da danışanın farkındalığını ve gelişimini arttırmaya odaklı. Yöntemlerde mentor biraz daha müdahaleci, öneri getiren; koçlukta ise cevapların hepsi danışanda, koç sadece cevapları bulması için ona ayna tutan kişi. 

Koçluk yaparken karşılaştığınız sizi zorlayan bir durum oldu mu?
Bazı kişilerin güvenini kazanmak daha zor olabiliyor. Örneğin bir kurumda yöneticilere koçluk yapıyoruz çalışmamız bitince devamını isteyebiliyorlar. Bir alt seviyeye geçiyorsunuz, ve bir alt seviye biliyor ki ben onların yöneticileriyle de çalıştım. Başta güveni kurana kadar "burada söyleyeceklerim bana ters döner mi" diye sorguladıkları bir dönem oluyor. Ama  bunun hiçbir şekilde farklı noktalara gitmediğini anlayınca, maskeler iniyor, kendileri oluyorlar ve daha rahat ilerliyoruz.

Kurduğunuz Navitas'ın diğer danışmanlık şirketlerinden farkı nedir?
Eğitim ve koçluk faaliyetlerini birleştiriyoruz ve bir kurumla çalışmadan önce onların aldıkları hizmetten sonra nelerin değişmesini istedikleri hakkında çok iyi analiz yapıyoruz. Sonrasında da çok iyi bir takip sistemimiz var. Birebir koçlukla, takım koçluğuyla, sanal ortamı kullanarak irtibatı devam ettirerek, kendi içlerinde gruplar oluşturup bir öğrenen organizasyonuna dönüşmelerini sağlayarak bunu gerçekleştiriyoruz.Yani biz kurumla çalışmaya başladığımızda sonuna kadar onlarlayız.

Bir Boğaziçi mezunu olarak Boğaziçili yeni mezunlara tavsiyeleriniz nelerdir?
Boğaziçi diğer okullardan çok daha sosyal bir ortam, bize mülakata gelenlerde de diğer üniversitelerle kıyasladığımda duruşundan, kendine olan güveninden bir Boğaziçili'yi mutlaka ayırt ediyorsunuz. Bunu kazanabilmek için ne kadar aktif olursanız o kadar iyi.
 
"Bir kişiyi işe almak, kuruma adapte olmasını sağlamak, iş üzerinde eğitimlerini ve dışarıdan profesyonel eğitimlerini tamamlamak ciddi bir masraf. Birkaç sene sonra bu kişi memnun olmayıp giderse sizin yeni birini istihdam etmeniz, arayıp bulmanızdan başlayan yatırımı tekrar etmeniz gerekiyor. Oysa içeride koçluk ve mentorluk sistemi kurarsanız kişinin aidiyetini arttırıyorsunuz, buna bağlı olarak kişinin kuruma bağlılığı artıyor."

'Özellikle merdiveni tırmandıkça, üst düzeydeki yöneticiler geri bildirim almaktan çok yoksun çünkü hep başarıyla yükselmişler ancak kendilerine objektif bir şekilde ayna tutabilecek kimse yok. İşte o noktada profesyonel  bir koçla çalışmak onlara çok büyük katkı sağlıyor.'
'Boğaziçi diğer okullardan çok daha sosyal bir ortam, bize mülakata gelenlerde de diğer üniversitelerle kıyasladığımda duruşundan, kendine olan güveninden bir Boğaziçiliyi mutlaka ayırt ediyorsunuz.'





biz kimiz
Copyright © 2017 | Powered by